Anadolu Karaçamı (Pinus nigra subsp. Pallasiana) Ekstraktlarının HT-29 Kolon Kanseri Hücre Hattı Üzerindeki Etkilerinin Belirlenmesi


Akagündüz A., Demirbağ A.

TÜBİTAK Projesi, 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı, 2026 - 2027

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Destek Programı: 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı
  • Başlama Tarihi: Haziran 2026
  • Bitiş Tarihi: Haziran 2027

Proje Özeti

Kanser, dünya çapında en yaygın ölüm nedenlerinden biri olup; bitkisel bileşenler kaynaklı tedavi yöntemlerinin etkinliği günümüzde de önemli bir araştırma konusu oluşturmaktadır. Özellikle flavonoid metabolitleri çok çeşitli hücre kanser hattı çalışmalarında kullanılmaktadır. Bu projede, Pinus nigra subsp. pallasiana ( Anadolu Karaçamı) bitkisinin yaprak ve ağaç kabuğundan elde edilen ekstraktların, HT- 29 kanser hücre hattı üzerindeki etkileri, hücre canlılık testi olan MTT yöntemiyle incelenecektir. Çam familyasının içerdiği fenolik bileşikler, flavonoidler ve terpenler gibi bileşenler çok fazla sayıda araştırmaya konu olsa da kolon kanseri hücre hattında çalışılmamıştır. Bu çalışmayla Anadolu Karaçamı’ nın antik nser etkinliğinin in vitro olarak belirlenerek mevcut literatüre katkı sağlayacak ve daha ileri çalışmalar için kaynak teşkil edecektir. Ülkemiz florasında yaygın olarak bulunan ve kereste endüstrisinde de önemli bir rolü olan bu bitkinin, atık olarak nitelendirilen kabuk kısımlarından da faydalanılmış olacaktır. Tüm bu veriler bir araya gelerek projenin özgün değerini ortaya koymaktadır.

Herbaryum örnekleri etanol ekstraktıyla toz haline getirilerek kontrol grubu hariç tutularak etkin doz aralıklarında hücrelere uygulanacaktır. Araştırmada kullanılacak yöntem olan, hücre MTT Testi (3- (4,5 -dimetiltiazol - 2 -i l)- 2,5 - difeniltetrazolyum bromür) hücre canlılığını ölçmek için yaygın olarak kullanılan basit ve etkili bir yöntemdir. Hata payını ortadan kaldırmak için her hücre grubunda en az üç defa uygulama yapılarak sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilecektir. Ülkemize özgü olan bu türden geliştirilecek ilaçların hem ekonomik hem de sosyal alanda katkı sunması beklenmektedir.