12. Hitit Öğrenci Kongresi , Çorum, Türkiye, 17 - 20 Nisan 2026, cilt.1, sa.1, ss.1-18, (Özet Bildiri)
Gürültü kirliliği,
çağımızın önemli çevresel ve halk sağlığı sorunlarından biri haline gelmiş olup
kentsel ve yarı kentsel alanlarda düzenlenen açık hava etkinliklerinde bu sorun
daha da belirgin bir boyut kazanmaktadır. Bu çalışma, açık alanlarda
gerçekleştirilen düğün müzik etkinliklerini araştırma konusu olarak ele almaktadır.
Söz konusu etkinliklerin yarattığı gürültü maruziyetinin katılımcılar, etkinlik
çalışanları ve çevrede ikamet eden bireyler üzerindeki etkilerini iş sağlığı ve
güvenliği ile çevresel sürdürülebilirlik perspektiflerinden kapsamlı biçimde
incelemeyi amaçlamaktadır.
Literatürde trafik,
sanayi ve havaalanı kaynaklı gürültüye ilişkin çok sayıda çalışma bulunmakla
birlikte, açık alan düğün etkinliklerine özgü sistematik bir maruziyet
değerlendirmesinin detaylı yapılmamış olduğu görülmektedir. Bu boşluktan
hareketle tasarlanan çalışma, söz konusu etkinlik türünü bütüncül bir
perspektifle ele alarak ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde
değerlendirmesi bakımından literatüre özgün bir katkı sunmayı hedeflemektedir.
Çalışmanın kaynakları; ulusal mevzuat, Dünya Sağlık Örgütü çevresel gürültü
rehberleri, Avrupa Birliği gürültü direktifleri ve konuya ilişkin güncel
akademik literatürden oluşmaktadır. Araştırmada çok yönlü bir veri toplama
yaklaşımı benimsenmiştir. Gürültü seviyeleri, kalibre edilmiş ses basınç düzeyi
ölçüm cihazı ve iOS tabanlı mobil ölçüm uygulaması aracılığıyla etkinlik
alanının farklı noktalarında ve çeşitli zaman dilimlerinde kaydedilmiştir.
Ölçümler, etkinlik öncesinde sırasıyla 67 dB ve 62 dB, etkinlik süresince ise
95 dB ve 101 dB ortalama değerler ortaya koymuştur. Etkinliğin saat 19.00'da
başlayıp gece 00.00'a kadar sürdüğü göz önünde bulundurulduğunda, bu değerlerin
gece saatlerine yönelik çevresel gürültü sınır değerlerini belirgin biçimde
aştığı anlaşılmaktadır.
Elde edilen bulgular,
ölçüm noktalarının büyük çoğunluğunda ses basınç düzeylerinin kabul edilebilir
maruziyet sınırlarını aştığını ortaya koymaktadır. Kısa süreli yüksek gürültü
maruziyetinin dahi geçici kulak çınlaması ve işitme güçlüğü gibi semptomlarla
ilişkilendirilebildiği görülmektedir. Bu sonuçlar, açık alan düğün
etkinliklerine yönelik mevcut yasal düzenlemelerin güncellenmesi gerektiğini ve
etkin gürültü yönetimi stratejilerinin zorunlu bir uygulama alanı oluşturduğunu
açıkça ortaya koymaktadır.