Mezopotamya Disiplinlerarası Çalışmalar Dergisi, cilt.5(2), sa.5(2), ss.42-55, 2025 (Hakemli Dergi)
Bu çalışma, Nine Days (2021) filmini Arthur Schopenhauer’in “irade” ve “acı” temelli ontolojik karamsarlığı ile Jean Baudrillard’ın “simülakr” ve “simülasyon” kavramları üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, yaşamın özündeki kör itkinin Schopenhauerci “yaşama iradesi” bağlamında nasıl temsil edildiğini ve bu varoluşun Baudrillardcı anlamda nasıl bir “hipergerçek” deneyime dönüştüğünü tartışır. Bu doğrultuda temel problem, modern insanın varoluşu artık doğrudan değil, temsiller ve ekranlar aracılığıyla deneyimlemesi; böylece yaşamın hem metafizik hem simülatif bir düzleme sıkışmasıdır. Çalışma, iki farklı felsefi paradigmayı -Schopenhauer’in 19. yüzyıl metafiziği ile Baudrillard’ın 20. yüzyıl postmodern eleştirisini- çağdaş bir filmde bir araya getirerek, sinemanın felsefi düşünceyi somutlaştırmadaki gücünü göstermesi bakımından önemlidir. Araştırma, nitel bir tasarıma dayalı olup hermenötik film analizi yöntemiyle yürütülmüştür. Bulgular, Nine Days filminin hem “iradenin acısı”nı hem de “gerçeğin simülasyonunu” aynı anda temsil eden bir varoluş alegorisi sunduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak film, Schopenhauer’in “acıdan kurtuluş” arayışıyla Baudrillard’ın “gerçeğin yitimi” eleştirisini birleştirir. Bu bağlamda Nine Days, çağdaş bireyin hem ontolojik hem epistemolojik çıkmazını görünür kılan, modern varoluşun simülatif doğasını sorgulayan özgün bir sinemasal düşünce metni olarak değerlendirilmiştir.