5th International Balkan Studies Congress, Skopje, Makedonya, 5 - 07 Eylül 2025, (Yayınlanmadı)
XVIII. yüzyıl, Osmanlı Devleti’nde önemli gelişmelerin yaşandığı ve âyanların güç kazandığı bir dönemdir. Âyanlar, XVI. yüzyılda gayrı resmi olarak ahali ve devlet arasındaki ilişkiyi düzenlemek, asayiş, adalet, zahire tedariki ve resmî idarecilerin denetimi gibi konularda görev almıştır. Fakat zamanla idarî aksaklıklar, asayiş problemleri, vergi tahsilindeki sıkıntılar ve merkezi otoritenin zayıflaması, âyanların nüfuzunu arttırmıştır. 1683-1699 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin mağlubiyeti ile neticelenen savaşlar sırasında ve daha sonra ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve siyasi problemler Anadolu ve Rumeli’nin çözülme sürecini hızlandırmıştır. Bu durum yerel hanedanların bulundukları bölgelerde hakim unsur olmalarını sağlamıştır. Âyanlar, asayiş problemleri ile geçen bu yıllarda emirleri altındaki neferlerle devletin asker kaynağı olmuştur. Vergi tahsili, asker temini ve bölge asayişini sağlamak için geniş yetkiler üstlenen bu şahıslar, zamanla bulundukları yöreleri resmen ele geçirerek ahaliyi kontrol altına almıştır. Devletin, eşkıya ile mücadelede sıklıkla âyanlara başvurması ve yerel güçleri birbirine kırdırma politikası sonucunda âyanlar, kendi mıntıkalarında babadan oğula idarecilik yapmaya başlayarak yerel hanedanlar haline gelmişlerdir. Bu bağlamda Seyyid İsmail Ağa da 1780-1801 yılları arasında günümüzde Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan Şumnu’da âyan olarak ön plana çıkmıştır. Hazırlanan çalışmanın amacı, İsmail Ağa’nın bu süreçteki faaliyetlerini ve sergüzeştini açığa çıkarmaktır. Ayrıca Şumnu’nun köklü aileleri arasında yer alan Çavuşzâdelerin bölge üzerindeki etkisi ve nüfuz kazanma süreci tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, yoğunluklu olarak arşiv belgeleri kullanılmıştır. Bu süreçte arşiv belgeleri tasnif edilerek yorumlanmış, telif eserlerin incelenmesi sonucunda ortaya çıkan verilerle karşılaştırılmıştır. Hazırlanan bu çalışma ile daha önce müstakil olarak ele alınmayan ikinci sınıf bir Rumeli âyanının literatüre kazandırılması hedeflenmiştir.
The 18th century was a period in which important changes took place in the Ottoman Empire and the ayans gained power. In the 16th century, the ayans, who unofficially organised the relationship between the people and the state, served in areas such as security, justice, the supply of grain and the supervision of official administrators. However, in time, administrative failures, public order problems, troubles in tax collection and the weakening of the central authority increased the influence of the ayans. The social, economic and political problems that emerged during and after the wars that resulted in the defeat of the Ottoman Empire between 1683-1699 accelerated the process of dissolution of Anatolia and Rumelia. This situation caused local dynasties to become the dominant element in their regions. During this period, which was characterised by public order problems, the ayyans became the state's main source of troops with the soldiers under their command. These individuals, who assumed wide powers to collect taxes, recruit soldiers and maintain public order in the region, took control of the people by officially taking over the regions where they were located. As a result of the state's frequent recourse to the ayans in the fight against banditry and its policy of pitting local forces against each other, the ayans began to administer their districts from father to son and became local dynasties. In this context, Seyyid İsmail Agha ruled as an ayan in Şumnu, which is located within the borders of present-day Bulgaria, between 1780-1801. The aim of the present study is to reveal Seyyid Ismail Agha's life during his administration. In addition, the influence of Çavuşzâdes, one of the well-established families of Şumnu, on the region and the process of gaining influence were tried to be revealed. The study has been prepared by using archive documents extensively. In this process, archival documents were classified and interpreted, and compared with the data obtained as a result of the examination of published works. With this study, it is aimed to bring a Rumelian ayan, who has not been discussed independently before, into the literature.