Rus Edebiyatında Tarihi Kültürel Bir Sembol Olarak Yatağan Kılıcı
Karadeniz Araştırmaları, sa.XIX, ss.1233-1243, 2022 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Basım Tarihi: 2022
- Dergi Adı: Karadeniz Araştırmaları
- Derginin Tarandığı İndeksler: Index Islamicus, TR DİZİN (ULAKBİM), Index Copernicus, Asos İndeks, Sobiad Atıf Dizini
- Sayfa Sayıları: ss.1233-1243
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Yozgat Bozok Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Geçmişten beri Rusya-Türkiye ilişkileri siyasi, ekonomik, kültürel etkenlere bağlı olarak değişken bir seyir
izlemektedir. Tarihî süreç içerisinde iki ülke arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerin XVIII. ve XIX. yüzyıllarda yaşanan
önemli savaşlara dayandığı görülmektedir. Ruslar açısından Türkler, öncelikle sözü edilen Türk-Rus savaşları
çerçevesinde tarihin nesnesi Rus’un düşmanı savaşçılardır. Türk-Rus savaşları temelinde ele alınan düşman
Osmanlı-Türk imajı, Rus edebiyatında birçok eserde yansımasını bulur. Öncelikle Türk askeri yeniçeri kimliğiyle,
1834 yılında M. N. Zagoskin’in Hopyor’da Akşam (Вечер на Хопре) hikâyesinde, aynı yıl A. S. Puşkin’in Kırcali
(Кирджали) öyküsünde kendine yer bulur. Sözü edilen eserlerde yeniçerilerin kullandığı silahlar ve vahşi
tavırları göze çarpmaktadır. Yeniçeriler ve özellikle yatağan olarak tanımlanan kılıçları, sıklıkla tekrarlanan
imgeler olarak dönem edebiyatına yansır. Yatağan ve yeniçeri imgesi Türk-Rus savaşına ithafen yazılan eserlerin
başlıca öznesi, Türk askerinin vazgeçilmez karakteristik özelliği olarak kullanılmaya devam eder. N. F. Pavlov’un
1835 yılında yayımladığı Yatağan (Ятаган) başlıklı uzun öyküsünde de bunun etkileri görülmektedir. Türk-Rus
savaşlarının ardılı niteliğinde yazılan bir başka eser V. S. Pikul’un 1959-1960 yılları arasında kaleme aldığı
Bayezid (Баязет) romanıdır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın Kafkasya cephesinden resmedildiği bu eserde
yatağan kılıcı Türkleri simgeleyen bir sembol, düşmanı korkutan bir nesnedir. Tarihte başarılarıyla iz bırakan
Türk askeri, Rus edebiyatında yatağan kılıcıyla adeta özdeşleştirilmiştir. Bu bağlamda sözü edilen Hopyor’da
Akşam, Kırcali, Yatağan ve Bayezid eserleriyle sınırlandırdığımız bu çalışmanın konusu, Türklerin başlıca savaş
malzemesi olarak gösterilen yatağan kılıcının eserlere nasıl yansıtıldığını göstermektir. Böylelikle Türk-Rus
savaşlarında döneme özgü kullanılan silahlar, Rus edebî eserlerdeki Türk askerine bakış açısı tespit edilerek
dönem tarihinin arka planı hakkında bilgi edinilmiştir. Son olarak tarihsel ve kültürel etkileşim bağlamında Türk
dilinden Rusçaya geçen askerî terimler tespit edilerek sözcüklerin etimolojik çözümlemelerine yer verilmiştir.