FOREIGN EFFECTS ON THE FIRST NATIONAL ARCHITECTURE


Creative Commons License

Özcan Balkır B.

Uluslararası Ankara Kongresi (ICOF Ankara) Sosyal Bilimler Sempozyumu, Ankara, Turkey, 28 - 30 May 2021, vol.1, pp.8-9

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • Volume: 1
  • City: Ankara
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.8-9

Abstract

The Ottomans, who experienced a period of decline from the late 17th century to the early 20th century, felt intensely Western influences in architecture as well as in every field. In the 19th century, buildings with new and different functions, which were first seen such as barracks, custody and government buildings, schools, banks, museums, railway station buildings according to the new education and training systems, which were built by taking the West as an example, took place in Ottoman architecture. Most of the foreign and minority architects working in the construction of these buildings used the ornamental elements of European architectural styles alone or together in a selective approach. At the end of the 19th century, with the sprouting of nationalization ideas in every field from politics to literature, from painting to architecture, with the effect of the developing Turkism movement; In addition to Eastern and Western elements, it is observed that elements specific to Anatolian Turkish Architecture have begun to participate in the selective understanding. With these influences, it is observed that elements specific to Anatolian Turkish Architecture started to join the selective understanding, along with Eastern and Western elements, even if a little at the beginning. From 1910 on, the First National Architecture Style begins to give its first examples and lasts until 1930 after the proclamation of the Republic. Although the First National Architecture Style is actually a continuation of the 19th century Ottoman Architecture; A selective understanding applied with the elements of Anatolian Turkish Architecture is dominant instead of the Western elements and the eclecticism. Despite this, an authentic Turkish architecture could not be created. Traditional form elements of Anatolian Turkish Architecture have been used in new building types, regardless of whether the buildings are suitable for their function or not. Although it evokes Anatolian Turkish Architecture in its facade arrangements, it basically has Western influences. Some applications seen in 19th century European architecture: The understanding of historiography, selective style, emerging building types, reinforced concrete technique, multistorey monumental structures, the division of floors with moldings in façade arrangements, vertical division with plasters, twin-triplets and twin arches in a single arch, wide canopies. corner towers, roof railings, galleries, threaded or wavy moldings, S-shaped consoles have found their place in this style with minor differences. The First National Architecture Style, in which the plan is pushed to the background while emphasizing only the facades, has emerged with the aim of reflecting the Anatolian Turkish architectural elements to the facades, strengthening the national consciousness and playing a role in ensuring unity and solidarity; however, with its historicism and selective understanding, the materials used and the facade arrangements, could not get rid of the influence of the 18th-19th century European architecture.

17. yy sonlarından 20. yy başlarına kadar gerileme sürecini yaşayan Osmanlı, her alanda olduğu gibi mimaride de Batı etkilerini yoğun olarak hissediyordu. 19. yy’da Batıyı örnek alarak inşa edilen, kışlalar, nezaret ve hükümet binaları, yeni eğitim ve öğretim sistemlerine göre okullar, bankalar, müzeler, demiryolu istasyon binaları gibi ilk kez görülen yeni ve değişik işlevli yapılar Osmanlı mimarisinde yer edinmiştir. Bu yapıların inşasında çalışan çoğunluğu yabancı ve azınlık mimarlar, Avrupa mimarlık üsluplarına ait süsleme unsurlarını tek başlarına veya seçmeci anlayışta birlikte kullanmışlardır. 19.yy sonunda, gelişen Türkçülük akımının etkisiyle, politikadan yazına, resimden mimariye her alanda ulusallaşma fikirlerinin yeşermesiyle; seçmeci anlayışa, Doğulu ve Batılı unsurların yanı sıra, az da olsa, Anadolu Türk Mimarisine özgü unsurların da katılmaya başlandığı izlenir. 1910’dan itibarense, Birinci Ulusal Mimarlık Üslubu, ilk örneklerini vermeye başlar ve Cumhuriyet’in ilanından sonra da 1930’a kadar sürer. Birinci Ulusal Mimarlık Üslubu, aslında 19.yy. Osmanlı Mimarlığının devamı niteliğindeyse de; Batılı unsurlarla seçmeciliğin yerine Anadolu Türk Mimarisinin unsurlarıyla uygulanan bir seçmeci anlayış egemendir. Buna rağmen özgün bir Türk mimarisi yaratılamamıştır. Anadolu Türk Mimarisinin geleneksel biçim unsurları, yapıların işlevine uygun olup olmadıklarına bakılmaksızın yeni yapı tiplerinde kullanılmıştır. Her ne kadar cephe düzenlemelerinde Anadolu Türk Mimarlığını çağrıştırsa da, temelde Batılı etkiler taşımaktadır. 19. yy Avrupa mimarisinde görülen tarihçilik anlayışı, seçmecilik üslubu, yeni ortaya çıkan yapı türleri, betonarme tekniği, çok katlı anıtsal yapılar, cephe düzenlemelerinde katların silmelerle enine, plasterlerle dikine bölünmesi, ikiz-üçüz ve tek kemer içinde ikiz kemer uygulaması, geniş saçaklar, köşe kuleleri, çatı korkulukları, galeriler, dişli veya dalgalı silmeler, S biçimli konsollar, küçük farklılıklarla bu üslupta yer bulmuştur. Yalnızca cephelere önem verilirken planın arka plana itildiği Birinci Ulusal Mimarlık Üslubu, Anadolu Türk Mimari unsurlarını cephelere yansıtarak, ulusal bilinci güçlendirip, birlik ve beraberliği sağlamada rol oynama amacıyla ortaya çıkmış; ancak gerek tarihçilik ve seçmeci anlayışıyla, gerek kullanılan malzemeyle, gerekse cephe düzenlemeleriyle 18-19. yy. Avrupa mimarlığı etkisinden kurtulamamış.