İnsanlık tarihinin en köklü dönüşümlerinden biri olan Neolitik Dönem, yerleşik yaşama geçiş, tarımın başlaması, hayvanların evcilleştirilmesi ve yeni üretim biçimlerinin ortaya çıkışıyla tanımlanmaktadır. Bu süreç yalnızca ekonomik ve sosyal yapıları değil, aynı zamanda sanatsal ve ritüel pratikleri de derinden etkilemiştir. Dönemin toplulukları, doğa karşısındaki korkularını, umutlarını ve inançlarını çeşitli sanat formları aracılığıyla somutlaştırmış; heykeller, figürinler, kabartmalar ve duvar resimleriyle kolektif bir hafıza oluşturmuştur. Özellikle Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ, sembolik anlatımların yoğunlaştığı, dini ve toplumsal ritüellerin sanatsal üretimlerle iç içe geçtiği bir evre olarak dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesi yakınlarında yer alan Nevali Çori yerleşimi, Neolitik dönemin erken evresine ışık tutan en önemli merkezlerden biridir. Burada ele geçen kireçtaşı kabartma, üzerinde yanlarda iki insan figürü ve ortada üçüncü bir figürün yer aldığı düzenlemesiyle farklı yorumlara konu olmuştur. Araştırmacılar bu sahneyi doğum ritüeli, bölgeye özgü Fırat Kaplumbağası tasviri veya toplu bir dans sahnesi olarak değerlendirmiştir. Özellikle üçlü figür düzeninin sembolik niteliği, dönemin ritüel ve eğlence anlayışına dair ipuçları sunmaktadır. Çalışmada, söz konusu Nevali Çori kabartması ile günümüzde Şanlıurfa-Hilvan başta olmak üzere Anadolu’nun farklı bölgelerinde oynanan “meşh” oyunu arasındaki benzerlikler kültürel süreklilik bağlamında ele alınmaktadır. Bu doğrultuda arkeolojik bulgular, kazı raporları ve literatürden yararlanılmış; etnografik gözlemlerle desteklenen karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Kabartmadaki elleri yukarıda iki figür ve ortada elleriyle yüzünü kapatan üçüncü figürün düzeni ile meşh oyunundaki benzer beden hareketleri arasındaki paralellikler dikkat çekicidir. Bununla birlikte çalışma, Neolitik dönemden Roma’ya, Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar farklı dönemlerdeki kültürel ve sanatsal yansımaları da tartışmaya açmaktadır. Arslantepe’nin Kalkolitik döneme ait anıtsal yapıları, Hitit ve Geç Hitit kabartmalarındaki törensel geçitler, Germanicia mozaiklerindeki dans sahneleri ve Selçuklu ile Osmanlı dönemi minyatürlerinde betimlenen şenlikler, Nevali Çori’de gözlenen sembolik davranışların sonraki çağlarda farklı biçimlerde yeniden üretildiğini göstermektedir. Sonuçlar, doğrudan bir sürekliliği kanıtlamaktan çok, kültürel hafızanın ve sembolik kodların kuşaklar boyunca dönüşerek aktarılabileceğini ortaya koymaktadır. Neolitik dönemde dinsel ve toplumsal ritüel işlevi taşıyan bazı figürlerin, zamanla halk oyunları ve eğlence biçimlerine evrilmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Bu açıdan Nevali Çori kabartması ile meşh oyunu arasındaki benzerlik, Anadolu coğrafyasında binlerce yıldır devam eden sembolik anlatım ve topluluk ritüellerinin kültürel süreklilik bağlamında değerlendirilebilecek önemli bir örneğini sunmaktadır.
One of the most profound transformations in human history, the Neolithic period is defined by the transition to sedentary life, the beginnings of agriculture, the domestication of animals, and the emergence of new modes of production. This process not only reshaped economic and social structures but also deeply influenced artistic and ritual practices. Communities of the period materialized their fears, hopes, and beliefs through various artistic forms, creating a collective memory with statues, figurines, reliefs, and wall paintings. Particularly, the Pre-Pottery Neolithic period stands out as a phase in which symbolic expressions intensified and religious as well as social rituals became closely intertwined with artistic production. In this context, the settlement of Nevali Çori, located near Hilvan in Şanlıurfa, is among the most significant sites shedding light on the early Neolithic. A limestone relief found here, depicting two human figures on the sides and a third figure in the center, has been subject to diverse interpretations. Scholars have viewed the scene as a birth ritual, a depiction of the Euphrates softshell turtle (Rafetus euphraticus), or a collective dance performance. The tripartite arrangement of figures, with its symbolic quality, provides valuable insights into the ritual and entertainment practices of the period. This study examines the parallels between the limestone relief from Nevali Çori and the “meşh” game, still played in Hilvan and other parts of Anatolia, within the framework of cultural continuity. Archaeological findings, excavation reports, and the relevant literature were analyzed in combination with ethnographic observations to conduct a comparative assessment. The compositional similarities between the two side figures raising their arms and the central figure covering its face in the relief, and the bodily gestures found in the meşh game, are particularly striking. Moreover, the study considers cultural and artistic reflections across later periods, from the Chalcolithic to the Ottoman era. The monumental architecture of Arslantepe in the Chalcolithic period, the ceremonial processions on Hittite and Neo-Hittite reliefs, the dance scenes of Roman Germanicia mosaics, and the depictions of festivities in Seljuk and Ottoman miniature paintings all indicate that the symbolic practices first observed at Nevali Çori may have been reinterpreted in different historical contexts. Rather than demonstrating a direct continuity, the findings suggest that cultural memory and symbolic codes could have been transformed and transmitted across generations. Certain figures and motifs, which may have originated in religious or social rituals during the Neolithic, might later have evolved into forms of entertainment such as folk games and dances. In this regard, the comparison between the Nevali Çori relief and the meşh game may be viewed as a significant example of how symbolic expression and communal rituals in Anatolia have persisted—albeit in changing forms—over thousands of years.