Türkiye'de Bilim İletişimi Yazınında Kuramsal ve Yöntemsel İzolasyon: Küresel Literatürle Kopukluğun Eleştirel Analizi
CICMS2025 Program 7th Cultural Informatics, Communication & Media Studies Conference, Lefkoşa, Kıbrıs (Kktc), 02 Mayıs 2025, ss.108-109, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Lefkoşa
- Basıldığı Ülke: Kıbrıs (Kktc)
- Sayfa Sayıları: ss.108-109
- Yozgat Bozok Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu bildiri, 2000–2024 yılları arasında küresel bilim iletişimi literatüründe yaşanan kuramsal, paradigmatik ve yöntemsel dönüşümlerin Türkiye’deki bilim iletişimi yazınında neden sınırlı bir karşılık bulduğunu eleştirel bir çerçevede analiz etmeyi amaçlamaktadır. Son yirmi yılda bilim iletişimi yalnızca bilgi aktarımı değil; kültürel çeviri, epistemolojik çoğulluk, feminist epistemoloji, postkolonyal bilgi eleştirisi ve epistemik adalet gibi çok katmanlı ve eleştirel yaklaşımlar ekseninde yeniden tanımlanmıştır. Bu dönüşüm, bilginin yalnızca nesnel bir içerik değil; kültürel bağlamlarla iç içe geçmiş, toplumsal olarak müzakere edilen bir pratik olduğu yönündeki yaklaşımları güçlendirmiştir.
Küresel bilim iletişimi literatürünün aksine Türkiye’de bilim iletişimi alanı, hâlâ bilgi eksikliği varsayımına dayanan klasik “aktarım modeli” çerçevesinde şekillenmektedir. Literatürde halk edilgen bir konumda temsil edilmekte, bilimsel bilgi ise evrensel ve sorgulanamaz bir içerik olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel sorusu, Türkiye’de bilim iletişimi yazınının küresel paradigma dönüşümlerine neden entegre olamadığıdır.
Araştırma, TR Dizin ve DergiPark kaynaklı bilim iletişimi çalışmalarının MAXQDA nitel analiz yazılımı aracılığıyla içerik çözümlemesine tabi tutulmasını içermektedir. Analiz süreci hâlen devam etmektedir; ancak ön incelemeler, kültürel çeviri, epistemolojik çoğulluk, feminist epistemoloji ve postkolonyal bilgi kuramı gibi kavramların Türkiye yazınında büyük ölçüde görünmez olduğunu göstermektedir. Kod temelli analizde en çok tekrar eden kavramların “bilimsel okuryazarlık”, “bilgi iletimi” ve “halkla iletişim stratejileri” olduğu, buna karşılık eleştirel sosyal kuramların oldukça düşük oranda temsil edildiği tespit edilmiştir.
Bu çalışma, bilim iletişimi yazınında gözlemlenen bu kuramsal sessizliğin yalnızca bir eksiklik değil; aynı zamanda yapısal bir yönelim ve kurumsal bir direnç biçimi olduğunu öne sürmektedir. Epistemik izolasyon, akademik çevrim dışılık ve bilgi hiyerarşilerinin yeniden üretimi bu kapanmayı besleyen temel dinamikler olarak değerlendirilmektedir. Bilim iletişiminin daha demokratik, katılımcı ve bağlamsal biçimde yapılandırılabilmesi için eleştirel sosyal kuramların alana entegre edilmesi gerektiği savunulmaktadır.