KEDİ VE KÖPEKLERDE OKÜLER ULTRASONOGRAFİ: TEMEL TEKNİKLERDEN GÜNCEL İLERİ GÖRÜNTÜLEME YAKLAŞIMLARINA


Creative Commons License

Kocaman Y.

16TH INTERNATIONAL AZERBAIJAN CONGRESS ON LIFE, ENGINEERING, MATHEMATICAL, AND APPLIED SCIENCES, Baku, Azerbaycan, 20 - 22 Eylül 2026, ss.570-571, (Özet Bildiri)

Özet

Kedi ve köpeklerde oküler ultrasonografi, gözün saydam ortamlarının doğrudan muayeneye izin 

vermediği olgularda göz içi ve retrobulber yapıların değerlendirilmesini sağlayan tamamlayıcı bir 

görüntüleme yöntemidir. Bununla birlikte oküler ultrasonografi yalnızca B-mod görüntülemeden ibaret 

değildir; seçilecek prob, frekans, yaklaşım ve görüntüleme modu yanıtlanmak istenen klinik soruya göre 

değişir. Rutin bütün göz incelemelerinde veteriner çalışmalarda çoğunlukla yaklaşık 7.5–16 MHz 

aralığındaki sektör, mikro-konveks veya lineer transdüserler kullanılmış; transkorneal yaklaşım, uygun 

topikal anestezi ve akustik eşleşme ile özellikle lens ve arka segmentin değerlendirilmesinde öne 

çıkmıştır. Transpalpebral yaklaşım ise korneaya doğrudan temasın istenmediği durumlarda ve optik sinir 

kılıfı ölçümlerinde kullanılabilir. A-mod, ekoları amplitüd–derinlik ilişkisi içinde göstererek 

biyometriye katkı sağlarken, B-mod iki boyutlu anatomik görüntü oluşturur ve katarakt, lens 

subluksasyonu veya luksasyonu, vitreus dejenerasyonu ve hemorajisi, retina dekolmanı, intraoküler 

kitleler ve retrobulber hastalıkların değerlendirilmesinde temel yöntemdir. Doppler ultrasonografi 

yapısal görüntüye damar akımı bilgisi ekler; ultrason biyomikroskopisi ise 20 MHz ve üzerindeki 

yüksek frekanslı sistemlerle, özellikle 35–50 MHz problarla iridokorneal açı, siliyer yarık, siliyer cisim 

ve lens ekvatoru gibi ön segment yapılarını ayrıntılı olarak görüntüler. Kontrastlı ultrasonografi 

mikrokabarcık sinyallerini kullanarak oküler perfüzyonu değerlendirir ve retina dekolmanının vitreus 

membranından ayrımında yararlı olabilir. ARFI ve iki boyutlu kayma dalgası elastografisi, lensin 

mekanik özelliklerini nicelleştirmeyi amaçlayan daha yeni yaklaşımlardır. Son yıllardaki çalışmalar 

ayrıca türlere özgü UBM referans ölçümlerini, katarakt cerrahisi çevresindeki siliyer yarık 

değişikliklerini ve optik sinir kılıfı çapının nörolojik hastalarda izlenmesini öne çıkarmaktadır. Bu 

nedenle yöntem seçimi, yalnızca mevcut cihazın frekansına göre değil, hedeflenen anatomik yapı, olası 

hastalık, gerekli penetrasyon ve çözünürlük ile yöntemin doğrulanmış klinik kullanım alanı birlikte 

değerlendirilerek yapılmalıdır.